kamera stop!

eskİ ve Hiç unutulmAyacak bir şarkı artık buraSı benim için.. hoşçakaL gözümün nuru hoşçakal.. Joker? - E! kamerastop!

yalanlarımız güzel.. inanması zevkli.. bir şey sevmeye değerse, ölmeye de değer mi?

Sen, beni en mahremine almışken, kimselerle paylaşamadığın umutlarını, acılarını, mutluluklarını paylaşmışken, ne sen, beni sevmediğine kendini inandırabilirsin ne de beni.. Ben, senden vazgeçerken bile vazgeçemezken(?) ne ben seni kandırabilirim, ne de kendimi..

feat Tom Waits..

bazen içimden öyle geliyor ki.. neyse boşver, bir sigara ver bana..

Öyle işte..

twitter.com/kamerastop

-küfür etme diyorum sana!! - nasıl etmiyim mına koyim??

Böyle günler, aylar, anlar falan geçiyor.. Biri geliyor, biri gidiyor.. Seni unutturacak şeylerin sayısı, seni hatırlatan şeylerden o kadar az ki aklın almaz. Bu cümleyi de almaz gerçi aklın.. Yani 'düğünümde dans ettiğim kadın sen olmassan ben bişey anlamam o düğünden' diyen bir adamı anlayamadıktan sonra..? Feridun Düzağaç, 'Cumartesi' şarkısını söyledikten sonra hatta Cemal Süreya 'Hüznün Kuşları'nı yazmışken, benim burada hala bunları karalamam da ayrı bir ibnelik işte.. Durumu özetliyim mi sana Josephine'm ? -Afedersin ama ben seni yar..k unuturum..

jc..


3. yılı da sensiz geçirdik.. istanbullara geldik.. hani büyük adam olacaktık ya.. işimiz olacaktı, evimiz, başka bir hayatımız.. ne desek boş biliyorum da özlüyor insan.. çok.. yeni şeyler gördüm.. senin bile görmediğin.. maçlar, vapurlar falan.. onları görüyor musun ya da böyle ruhun, ne bileyim hani bişeyin yanıma geliyor mu arada korayım.. geldiysen 3 kere küfür et!

ınh ınh


☆┌─┐─┐☆
│▒│/▒
│▒│/▒
│▒ /▒-─┬─┐
┌┴─┴─┐-┘─┘ ☆
│▒┌──┘▒▒▒│
└┐▒▒▒▒▒▒┌┘
└┐▒▒▒▒┌
feat TomWaits…

Yıkıldık. Yıkıldıkça kanatlarımız
Kanatlarımız morardı gökleri gördük.
Kalemizde Erhan vardı, görkleri gördük.
Orta saha canavardı, götleri gördük.
Gördük kıyamet mormuş imam vaazından
İşte amcam bir kirişi öpmüş ağzından‘Ve insan buna ne oluyor dediği zaman’
U must say good-bai 2 me.
Inh! Inh!


Çürüdük. Çürüdükçe babalarımız
Babalarımız koktu toprağa döktük
Toprak koktu toprağı Allah’a döktük
Allah çoktu cehennemi cennete döktük.
Döktük gitti aklımız al Pasiflora iç!
Ali gelme okul çökmüş seni şanslı piç!
Göklerdeki babamız geç kalmazdı hiç?U must say good-bai 2 me.
Inh! Inh!


Uyandık. Uyandıkça sakallarımız
Sakallarımız vardı dervişe kestik
Devlet aciz, rahmet olduk yolları kestik
Mecbur kaldık cesetlerden kolları kestik.
Kestik, boş tabuta bari bir uzuv girsin
Bitsin bu azap burda, dünyada bitsin
Bağırmayan taraftar siktirsin gitsin
U must say good-bai 2 me.
Inh! Inh!

"Ben senin çocukluğunu bilirim..!"


pskiloji gariptir.. hayvanlı olanı var, insanlı olanı.. porno sanki!

ama aile psikolojisi çok mühimdir cancağızım. değinmek istediğim mevzu anne, baba, çocuk üçgeninin dışında kalıyor aslında. daha çok ağzımızdan eksik etmediğimiz kardeş konusuna değinmek niyetindeyim.

şimdi kimisi arkadaş gibi olabiliyor gardaşıyla, kimisi normal oluyor hatta kimisi töbestafurullah(oldu mu?) düşman dahi olabiliyor! burda konu başlıklarını tekrardan bir alt başlık haline getirmek istiyorum. şöyle ki..

1.psikoloji
a)insanlı psikoloji
a) 1. aile psikolojisi
a) 1. x] kardeşlik psikolojisi
a) 1. x] z= düşmanca kardeşlik psikolojisi

Şimdi mükemmel tesbitlerimden birisini daha paylaşmak üzereyim ahali.. bireyler ailelerinde sorunlar yaşayabilir. bu çok normal bir durum. türk aile yapısında sorun yaşamamak garip olur sanırım. yani daha çocuk yaşta, aileler direk çocukların kişiliklerini şekillendiriyorlar. sonra zamanla çocuk büyüdükçe kabuğunu kırmaya başlıyor ve aileden uzaklaştıkça da bir rahatlıyor. o aile tarafından şekillenen kişiliğini gizlemeye başlıyor. yeni bir maske takınıp yeni bir insan olduğunu düşünüyor. örneğin üniversiteye giden bir ergen kızımızı düşünün. yeni bir çevreye adepte olurken, o çevreye kendisini tanıtırken önceki hayatının artık bir önemi yoktur. o ne olmak istiyorsa o'dur. ailesiyle üniversite eğitimi bitene kadar çok fazla karşılaşmayacağı için o taktığı maske ile gayet mutlu mesut yaşamaktadır. fakat bu ailesinden kalan bastırmış olduğu acıları, çocukluğundan beri yaşadığı travmaları bilinçaltına atmaya ne kadar çabalarsa çabalasın bazı konularda patlak verebiliyor.

Bu girizgah aslında çok mühim değil. asıl konu bu patlak verme anlarıdır. kısaca değinip bugün ki beraberliğimizin de sonuna geleceğiz.

3 arkadaş üniversitede aynı evi paylaşırken elbette sorunlar yaşanabilir.. fakat 2 tane kardeş aynı evde yaşarken bu bastırılmış olan duygularını anne, babadan uzak da olsa taraflardan biri olmadık şeylerde kardeşine yansıtabiliyor. çünkü o taktığı maskeyi de, takmadan önceki halini de bilen birinin olduğunun farkında olmak onun, bilinçaltını ve üstünü pert ediyor. nerde, nasıl davranması gerektiğini kestiremeyen bu canlı türü çok gereksiz bir insan oluveriyor.

Hepimiz bu ve buna benzer maskeleri takıyoruz, artık bu çağda takmıyorum diyene aldırış etmeyin fakat siz siz olun, bu maskelerden birini bastırmak isteyen kişilerden uzak durun.. en yakınındakine bile zarar veren ergenden korkun!

Arkadaş, kardeş, sevgili.. ne olursanız olun taktığınız maskelerden utanmayın. herkes takıyo lan onları.. onlarla yaşamayı kabullenmedikçe işte böyle ezik oluyorsunuz.. barışın önceki hayatınızla da.. herkesin ailesinin psikolojisi böyle işte..

Psikoloji nedir? insanın kendine yakışan maskeyi takmasıdır!



behzat reyiz


Behzat Ç. izlediğim en gerçekçi dizidir. bu kadar kısa ve net.


1 yıl zor dayanıp, kaçtığım ankara'yı özletebiliyor resmen. elime tesbih alıp istanbul sokaklarına önüme gelen at hırsızına dayılanıp, o da bana gider yapınca polis telsiziyle vurasım geliyor. o güce nasıl tapıyormuşum, nasıl dizginlemişim 26 yıldır anlamadım. hayır polis olsam kesin sümsük bi'şey olurdum ama olsun.. hayalet'mek de güzel.

bu arada bana hep niye elin cebinde diye sorarlar.. adım gibi eminim soramayanlar da aslında hep merak eder. yani ediyorlardır bence.. evet.. tesbih var cebimde ama sosyal baskıdan dolayı çıkarıp gönül rahatlığıyla elimde gezdirdiğim yerlerin sayısı çok az.

kategorize etmeniz şart ise ben çok iyi kro olurum

kendimi sınıflandıramıyorum.. kendimi sınıflandıranları da hiç sevmiyorum..


gayet entelim aslında. yani misal metrobüse biniyorum.. elimde "gizli ajans" var. hatta tam köprüdeyken sol el baş parmağımı kitabın arasına sıkıştırıp denize bakıyorum.. gece gündüz fark etmez. bakıyorum ben sonuçta. o an bana bakan varsa pardon ama aklına sokayim. yani sen de denize baksana arkadaş. nerde var bu manzara? gerçi bazen amerikan filmlerinde böyle köprüden geçiyorlar. bakıyorum onların da var aslında. biz mi kendimizi kandırıyoruz nedir? ama sonuçta avrupadan girip asyada çıkmak var. yok yok bakın işte denize.. sadece kızlar baksın o an bana. güzel olanlar.. ya da en azından "gideri" olanlar baksın!

gayet de kro olabiliyorum ama.. misala(?) yanımda böyle yavşak biri oturursa ve bacaklarını benim hududuma kadar uzatırsa bende hemen kro mode on! açarım bacakları.. kanımın son damlasına kadar kasılırım. o ayaklar benim hududu geçmeyecek! ayaklarıma kan gitmeyecesine kasarım.. o arada sert olmak için ne gerekiyorsa yaparım.. ters mi bakmak gerekiyo? anında!

mevzu çıkarsa n'olacak bilemiyorum.. "kitap oku lavuk" diyorum en temizi.. ama yanında yavşak varken kitap okursan olmuyor işte. sonuçta o bacağını ayırınca sen elinde kitapla götünü de yırtsan o sallamaz. açtıkça açar..

metrobüs çok zor sahi..


dip not: bu arada malumunuz eline canon'u kapan, metro, vapur, otobüs demeden fotoğraf çekip paylaşıyor. arkadaş metrobüs piç mi? 2 saattir aranıyorum bir tane"metrobüs'ten insan halleri" adlı bir yapıtınız yok. ilgilenin lütfen!

kamera stop..!

''yalnızlığıma kapalı gişeyim..!''

İzleyiciler

About Me

kim istemez mutlu olmayı.. mutsuzluğa da var mısın?

arşiv